22 Temmuz 2013

Samos - 1

Merhaba!

Geçen seneki Rodos tatili öyle harika geçmişti ki, bu sene tatilde ne yapacağımızın üzerinde fazla düşünmeden Samos ve Midilli'yi kapsayan bir program yaptık. Çok turistik olmayan Yunan adalarının tatil için avantajları saymakla bitmiyor. Bir kere gitmek çok kolay. Bodrum, Kuşadası, Marmaris ya da Ayvalık'tan feribotla 1,5 saatte bu adalardan birine varabiliyorsunuz ve anında şahane deniz ve yemeklere ulaşıyorsunuz. Ayrıca fiyatlar da Bodrum ve Çeşme ile kıyaslandığında çok uygun. Ben 3 adadaki tatilden de çok çok mutlu döndüm. Rodos'u merak edenler için geçen seneki yazılar şuradan başlıyor.
Samos'tan başlıyorum anlatmaya. Birçok mail geldi hadi yazılar nerede gideceğiz bekliyoruz diye, umarım yetişti tatillerinize!


Samos feribotları Kuşadası'ndan kalkıyor. Biz sabah 9'dakine bindik, 1,5 saat sonra adadaydık. Samos'ta kalınabilecek 2 merkez var. Biri Pytagorion, diğeri Kokkari. Samos merkezi es geçin, orada pek bir şey yok. Bizim otelimiz Pytagorion'daydı. Feribottan inince daha önce internetten kiraladığımız arabayı aldık, oteli bulup eşyaları odaya bıraktık ve denize hücum ettik. Burası plajların güzelliğiyle tanınıyor. Gerçekten birbirinden güzel koylar keşfedebilirsiniz. Bu adaların en güzel taraflarından biri bu. Gün içinde atlayın arabaya, bir o plaja, bir bu plaja, canınız nasıl isterse.. Burada bizdeki beach'lerden yok. Her yer halk plajı! Nasıl sessiz sakin, pırıl pırıl. Hemen hemen hepsinde şezlong, şemsiye ve duş var. 3-4 euro gibi bir ödeme yapıp bütün gün faydalanabiliyorsunuz. İlk durağımız Klima Bay oldu. Bir doğa harikası. Cuma akşam yola çıkıp Kuşadası'nda kadar arabayla gitmiş, Kuşadası'na gecenin bir vakti varmış ve otelde birkaç saat geçirdikten sonra sabahın köründe feribot için uyanmıştık. O zombi halimizle burayı görünce çizgi filmlerdeki karakterler gibi yerden birkaç santim havalandık. Sakin sessiz birkaç saat geçirdik, kimse gelip yayıldığımız şezlonglar için ücret filan da istemedi. Bu arada kurtarıcı tüyo: Samos'a gelirken deniz ayakkabısı getirin. Biliyorum oldukça tipsiz bir şey ve seçmek için çok uğraştığınız bikininin havasını mahvediyor olabilir ama siz beni dinleyin. Samos'ta koylar genelde taşlık ve deniz girip çıkmak zor olabiliyor. Yanınızda idareten bir şey bulunursa çok rahat edersiniz. Ve elbette deniz gözlüğü. Buraya gözlüksüz gelmek çok yazık olur.


Birkaç tembel teneke saatten sonra acıktık. (Açıkçası ben sahile indiğimizden beri köşedeki tavernayı-bizdeki gibi müzikli eğlenceli bir şeyler değil, bildiğin restorana taverna deniyor- merak ediyorum.) Sahildeki tek restoran olan şezlonglara 10 adım mesafedeki tavernaya oturduk. Filmlerden fırlamışcasına yakışıklı sahibi bizi çok sıcak bir şekilde karşıladı. Adada genelde yapıldığı gibi Türk olduğumuz anlayınca bildiği Türkçe kelimeleri sıraladı. Deniz ürünlerini en iyi pişiren milletlerden biri Yunanlar olsa gerek. Adeta sanat. Bizde ahtapot ızgaranın iyisini buldunuz mu gidip şefi öpesiniz gelir, burada fiks her yerde harika. Önce güneşte kurutuyorlar. Dışı bizdekine göre daha sert ama içi lokum gibi oluyor. Açılışı onunla yapmak farz. Masaya gelince bir senelik hasret sona eriyor. Samos'un sardalyası meşhurmuş, ön çalışmalardan öğrendim. Bir de elbette Grek salata. Yanında bir tane de buz gibi Mythos ile ben artık sanki daha bir gün önce aynı saatte iş yerinde çalışan insan değilim de yüz yıldır bohem bohem yaşayıp giden bir kızım.


Harika öğle yemeğinin ardından birkaç saat daha geçirip Klima Bay ile vedalaşıyoruz. Arabayla nereye gittiğimizi bilmeden dolaşırken Mourtia isimli bir plaj buluyoruz. Burası çok bakir. Sahilde hiçbir şey yok. Aslında birkaç kişi dışında pek insan da yok. Ama ağaçlar denizin içine girecek gibi. Denizin içindeyken kıyıya baktığınızda su geçirmez fotoğraf makinem neden yok ki diye üzülüyorsunuz.



Akşam yemeğinin geç yendiği ülkelere özel bir sevgim var. Onlarla ilk günden güzel başlıyor ilişkimiz. Burası da öyle. Zaten zaman durmuş gibi. Herkesde bir hafiflik, her şey acelesiz, telaşsız. İlk başta yadırgıyoruz birer İstanbul hamster'ı olduğumuz ve tekerlek çevirmediğimizde kesin bu işte bir yanlışlık var diye düşünmeye alıştığımız için. Ama insan bu yavaş düzene nasıl çabuk alışıyor. Bir de zaten yatkınlığınız varsa fena! Akşam yemeği için Elia Restoran'dayız. Samos'a gidecekler bunu kesin not alıyor, yanına yıldız koyuyor. Pytagorion'daki bu restoranda yediklerinize aşık olabilirsiniz. Daha önce denemediğimiz Yunan mezelerinin en harika halleriyle tanışmak için de doğru bir yer oldu. 9-10'da oturun sofraya, bütün gece yavaş yavaş söyleyin biraz ondan biraz bundan. Porsiyonlar devasa. Peynir saganaki, grek salata (bittabi!), kalamar ızgara, patlıcan- peynir ve domates güveç (kalogria olmalı adı), Ntakos Crete (ekmek üzerine peynir, domates ve kapariyle yapılıyor ama bambaşka bir şey. Bruschetta gibi ama ekmek de yumuşak. Elbette yanında uzo. Uzuuuun ve lezzetli bir yemek. Dünyayı yiyip, minik bir hesap ödeyip kalkıyoruz. Çok yorgun ama çok mutlu. Samos'la ciddi düşünüyorum. İlk günden tavladı beni.





5 yorum:

OĞUZ ÇAKIR dedi ki...

Evet yetişti:) Merakla bekliyordum yazıları. Devamı da hemen gelsin. Ramazandan sonra Rodos ve samos planladık. Rodosta önceki yazılarından çok faydalandım. Samosta da aynı şekilde olucak eminim:)

Buket dedi ki...

yaa nasıl güzel bilgiler veriyorsun anlatamam!

hayal-et dedi ki...

Bu fotoğraflardan sonra gel de çalış bakalım:(

Adsız dedi ki...

Süper bayramdaki rotamız samos:) ayse araba kiralamak ve otelle ilgili bir öneri var mı?

Samos Adası dedi ki...

Tatlılar vallahi nefis duruyor hemen yesek gidipte :)

samosu herkesin gezmesini tavsiye derim çok doğal öz bir ada